2007 yılıydı, o zamanlar medrese okurken aynı zamanda da ehliyet kursuna başvurmuştum. Sınav günü gelip çatmış yaşı başı hayli ileri bir gözetmen sınıfımıza girmişti. Sınav saati daha başlamadan evvel, az da olsa biraz muhabbet başlamıştı aramızda.
Trafik denince ne anlıyorsunuz? Sizce trafik nedir? Diye soruvermişti. 
Sınava girecek her bir arkadaş fikrince bir şeyler söyleme çabası içine girdiler derken, hoca şöyle devam etti; “Arkadaşlar, Trafik neticede yolların olduğu ve bu yolların içinde yayaların ve araçların ve hatta hayvanlarında dâhil olduğu bir tür ulaşımdır. Denebilir, ama siz bu trafik tanımının içine ne koyarsanız koyun neticede trafik dendiğinde kişilerin ulaşım süresi içerisinde birbirlerine karşı göstermiş oldukları tutumdur.” Özetle “trafik insanın insana saygısıdır” diyerek bitirmişti sözünü.
Şu sonda ki cümle yok mu, hani insanın insana saygısı meselesi! Mesela Hastaneye gideceksiniz aracınızı park edeceksiniz her taraf dolu, aracı stop ettirmeden bekliyorsunuz, o sırada işlerini halletmiş başka biri aracına binip gidecek ve siz gitmesini bekliyorsunuz ki aracı park edebilesiniz, işte tam da o sırada araç çıkar çıkmaz bir başkası hemen gelip sizin geçmek istediğiniz yere geçebiliyor. Ve siz öylece bakakalıyorsunuz. On dakika mı beklediniz, yarım saat mi beklediniz adamın umurunda mı?
Yine, Tek yön uyarı levhası olmasına rağmen siz hakkınız olan yönden geçiyorsunuz, bir başkası hemen yasaklı taraftan gelip hakkınızı gasp edebiliyor. Yoğun trafikte seyrediyorsunuz yine bir başkası sağınızdan solunuzdan geçerek trafiği çok daha tehlikeli hale sokabiliyor.
Yolu babasının yolu olarak görenlerden mi bahsedeyim ya da kaskına kamerasını takıp sağlı sollu kafasına göre ilerleyen motosiklet kullanıcılarının her durumda kendisini haklı görmesinden mi? Örnekleri sıralayıp çoğaltmak mümkün.
Bakıyorsunuz bu meselelere dair haklı veya haksız cezalarda yazılıyor ama bu cezalar yetersiz kalıyor.
Efendim kuralların bile işlemediği, saygı olmadığı zaman aslında hakların bile hak görülmediği bir toplumdayız.
Zira insanoğlunun kendi koyduğu kurallar sisteminde yine bir açık bulup yoluna devam edebiliyor. Güçlünün güçsüzü ezdiği, dahası güçlünün güçsüzden güç alarak her şeyi kendine reva gördüğü bir topluma döndük. Tartışmaların cinayetlere kadar ilerlediği bir toplumda “saygı” dediğimiz kelime elbette çok hafif kalıyor.
Şunu idrak etmemiz gerekir, ahlaki değerler tüm maddi değerlerden daha önemlidir. Zira gün gelir insanoğlu tüm maddi imkânlarını kaybedebilir ama onu yine değerli kılacak olan ahlak ve maneviyattan başka bir şey değildir. Bu yüzden ister trafikte olsun / olmasın insanoğlu birbirlerine karşı “saygı” mekanizmasını geliştirmedikçe yasalar, kurallar, kanunlar sadece güçsüzlerin kâbusu olur korunağı olmaz! Kendimize hoş görünmeyeni bir başkasına yakıştırmak abesliğine düşmeden, adalet ve hakkaniyeti elden bırakmadan birbirimizin hak ve hukukuna gerek trafikte ve gerekse de her yer ve ortamda riayet edebilmek muradıyla.
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.




