Sessizlik Sensizlik Anlamına Gelmez

Bazı yaşanmışlıklar vardır insanın hayatını büsbütün etkiler.
Kalıcı bir iz bırakır. Bir ömür o izi taşırsın üzerinde. Aklının bir köşesinde değil, merkezindedir. İçindedir, hislerindedir, düşlerindedir. Her yerdedir, baktığın yerdedir, gözlerinin daldığı yerdedir, gözlerindedir.

Nedensizdir… Bir nedene bağlı değildir.

Ukdedir.

İlktir ve aynı zamanda sondurda. Yokluğu bir ömrün yolculuğunu etkileyecek bir sondur fakat sonsuzdurda. Kelimelerin arasındadır kimi zaman, kimi zaman da sessizliği mesken edinmiştir. Fakat sessizliğin sensizlik anlamına gelmediğini de iyi bilir.
Yani sessizlik, “sen”sizlik değildir.
Bilir, yüreği dağlanmış bir sensizliğin nasıl bir sessizlik oluşturduğunu…
Ve öyledir, sessizlik “sen”sizliğin cehennemidir.
Ama bir kez daha bu sessizlik “sen”sizlik değildir!
Öyle ki;
Dudak bile kıpırdamaz çoğu zaman, sanki ölüm bile ölür o zaman… Nefessiz kalır her nefes, Göz buğusunda boğulur. Gönül yokluğuna gömülür, her şey yarım kalır… Kala kalırsın bu azgın kalabalıkların tam ortasında. Yalnızlığı iliklerine kadar hissedersin bu azgın kalabalıklarda…  Ve “yalnızlık” kalabalıklaşır kafanda…
Herkesleşirsin… Yine meskenin sessizlik olur.
Fakat bu sessizlik “sen”sizlik değildir.
Öylece
Yıllar geçer zaman hiç geçmez. Penceren gökte benimsediğin bir yıldıza dönüşür, tesellin her şeyin olur. Geçip giden günlerin, günlüğün olur. Koşar adım kaçarsın bu sessizliğe, fakat bu sessizlik ızdıraplı bir sensizliktir. Sensiz olduğu için sessizdir. Sensizliğin sızısıdır.
Yine de sensiz değildir, sadece sen olmadığın için sessizdir.
Ve bu sessizlik “sen”sizlik değildir.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top