Nasıl ki bir baharı varsa bu hayatın, son baharı da vardır. Mevsim güz olur, yavaş yavaş sararır yapraklar, kimi kan kırmızısı derken gün kızıla boyanır, ağaçlar yaprak döker toprak kokusunda bir ölüm ve insan ömrünün son demlerindedir…
İnsan istese de istemese de kur’an-i tabirle ölümü tadacaktır. Bundan kaçış mümkün değildir. 
Ölümü öldürmenin yolunun ölümle mümkün olduğunu düşünüp kendi hayatına son vermek değil, aksine ölümü her daim hissedip ona uygun bir yaşamı son damlasına kadar yaşamakla mükellef olmak, bu bilinç ve şuuru düstur edinip yola devam etmek lazım gelir. Ölüm, insanoğlunun karşılaştığı her zorlu meselede bir çıkış kapısı değildir, buna binaen sabrın birini bin edip bu zorluğunda geçici olduğuna kani olmak gerekir. Dünya hayatı bir menzil gibi, ömrün aktığı sona doğru bir yolculuk… Eninde sonunda herkes için bu yolculuk tamamlanacak. Buna binaen bize tatlı gelen ya da gelecek olan şeyler, çok isteyipte kavuşamadığımız her türlü meselenin sonuna bir “ölüm var” ibaresi kondurmak, bir arabanın fren mekanizması gibi insan içinde ihtirasların freni olacaktır. Nihayetinde ecel dediğimiz şey günü ve saati geldiği zaman ALLAH’ın kuluna verdiği emaneti alması değil midir?
Elbette insan yapısı itibariyle hatadan arî değildir, insan aynı zamanda hata yapmaya müsait bir varlıktır, nitekim peygamberler de hata yapmıştır. Ancak peygamberler bile hata yapar deyip her hataya bir bahane bulmamak lazımdır. Evet, insan kusurludur ama bu kusurunu telafi etmeye de vakıftır. Bunu da en güzel şekilde yapmaya çaba göstermelidir. Çünkü insan ölümlüdür öyle ki ölüm bir yönüyle insanoğlunun merkezinde yer almalı ki yaşamını sürdürdüğü bu dünya hayatında hata payını en aza indirgeyebilsin. Zira insan kendi hayatını idame etme gayretini sürdürürken, vicdan muhasebesini de iyi yapmalıdır. Bunun içinde bir kefede vicdan, ötesinde de ölüm olmalıdır. Ancak ölümü idrak edebilenler yaşam terbiyesini titizlikle yerine getirirler.
Ölüm hüzündür, her insan bir yakınını toprağa vermiştir muhakkak. Onun artık geri gelmeyeceğinin kesinliği en çok kanatır insanı. Onun vermiş olduğu acıyla da bir ölüm daha yaşar insan, ölmeden… En çokta ölümü dillendirirken. …
Bir de ölmediği halde ölü saydığı vardır insanın, en dehşetlisi de bu ölümsüzü bir ölüme mahkûm etmektir. Evet insan ölümlüdür ancak içinde ki ise ölümsüz.. Ve bu ölümsüz olan, bütün ölümlerin üstündedir. Ve belki de bu yüzden ölümün insan da ölmeyen öte bir yüzü vardır. Ve bu hissiyat ölene kadar insanın içinde yaşayacaktır. …
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.





Bir de ölmediği halde ölü saydığı vardır insanın, en dehşetlisi de bu ölümsüzü bir ölüme mahkûm etmektir. Evet insan ölümlüdür ancak içinde ki ise ölümsüz.. Ve bu ölümsüz olan, bütün ölümlerin üstündedir. Ve belki de bu yüzden ölümün insan da ölmeyen öte bir yüzü vardır.