Ne Varmak Var Ne De Kaçmak | Sadece Kalmak 6

İnsan çoğu zaman bir şeyleri bulmak için yola çıkar.
Ama asıl fark etmediği şey, bazen yolun bir yere götürmediği dahası insanı kendinden uzaklaştırdığıdır.

kalmak..
Yol var ama varış yok, yürüyorsun ama eksiliyorsun

İnsanın kendiyle hesaplaşması çoğu zaman bir yolculukla başlar.
Bu yolculuk, dışarıya doğru atılan adımların değil, içe doğru açılan sessiz adımların izini sürer.
Her adımda biraz daha yaklaşılır sanılan o “kendilik” aslında uzaklaşır; her “umut,” biraz daha eksilmeyi getirir. Ve insan, bir noktada anlar ki bu yolculuk bir varışın değil, bir eksikliğin içinde kalabilmenin hikâyesidir.
İşte burada başlar asıl dönüşüm: tamamlanmaya değil, eksikliğiyle yaşamaya razı olmanın ağır ama derin kabullenişi…
İnsan bazen de kendini bulmak adına bir yolculuğa koyulur, kendini bulacağını sandığı yere adım adım yaklaştıkça daha da kaybolur. “Biraz daha yürürsem belki toparlanırım” diye düşünür fakat yürüdükçe daha da dağılır. Bu bazen böyledir “ummak” ile “bulmak” arasında ki gerçekliğin insanı derinden sarstığı bir histir bu.
Kelimeler eksilir,
Düşünceler eksilir,
Adımlar eksilir…
Böylece bir an olur insan yürümeyi de bırakır.
Bazı şeyler olması gerektiği yerde olması gerektiği kadar kalır.
Her şey tam olmak zorunda değildir.
Her başlangıç bir sona varmak zorunda değildir.
Her soru illa bir cevap bulacakta değildir. Değildir de her şeyin bir cevabının olmadığını kabul etmekte sanıldığı kadar huzurlu değildir.
Bu bir son değil ama “sonsuz”lukta değildir.
Düşünceler hala dağınık,
Yollar hala belirsiz,
Cevaplar hala eksiktir.
Çünkü bazı şeyler ne düzeltilmek ister, ne de tamamlanmak…
Sadece olduğu gibi kalır. İnsan, bu gerçeği kabullendiği yerde değişmeye başlar. Ama bu değişim, fark edilir bir dönüşüm de değildir. Ne keskin bir kırılma vardır, ne de belirgin bir başlangıç.
Bu başlangıç daha çok, içte sessizce büyüyen bir eksikliktir; görünmez bir boşluk. Ve o boşluk, zamanla bir kördüğüm gibi sıkılaşır: çözülmeyen ama varlığıyla insanı yeniden şekillendiren bir hale bürünür.
İşte o noktada, değişim bir tamamlama değil, eksikliğin kendisiyle yaşamayı öğrenme hâline dönüşür.
Çünkü bazen insanı değiştiren şey, sahip oldukları değil, eksik kalanların ağırlığıdır.
Ve belki de ilk kez, tam da bu eksikliğin içinde;
Sesler biraz daha tanıdık,
Kelimeler daha gür,
Hisler daha cesur
Ve insan kendine daha yakındır.
Çünkü anlar ki; kendini bulmak, bir yere ulaşmak değildir. Kendinden kaçmayı bırakmaktır. Ve o an uzun zamandır süren o yolculuk, sessizce yön değiştirir.
Artık bir arayış değildir bu.
Ne bir dönüş, ne de bir varış…
Sadece, olduğu yerde kalabilmenin ağır bir kabullenişidir.

Ve insan bu kabullenişle sonunda anlar ki: eksiklik çözülmez, tamamlanmaz. O sadece kalır.
Ama kalışıyla, insanı kendi sessiz hakikatine çiviler.
İşte o anda yolculuk bitmez ama insan, ilk kez kendisiyle aynı yerde durmayı bu yolculukla öğrenir.
Çünkü bazen en büyük dönüşüm, hiçbir yere varmadan sadece kendi eksikliğinin içinde kalabilmektir.
Ne kaçmak kalır geriye, ne de varmak…

Sadece “kalmak.”

Ve belki de en çok burada, “hiçbir yere” varmadan, kendi eksikliğinin içinde kalabilmeyi öğrenmek bu serinin sessiz durağına dönüşür. Bir son değil, sadece bir duruş, bir nefes, bir bekleyiştir bu.
Yol devam etse de, insan artık yürümek yerine kalmayı seçer.
Ve belki de serinin en büyük anlamı, tam da bu kalışta gizlidir.
…

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top