Yahudiler Arz-ı Mev’ud Siyonizm

             Geçmişi 1948 yılına dayanan İsrail,  Bugün neredeyse tüm dünyaya, haseten İslam dünyasına meydan okuyor.

Kurulduğu günden bu yana Müslümanlar üzerinde büyük bir baskı, tehdit, aşağılama ve nitekim bitmek bilmeyen saldırılarla büyükçe katliamlar işleyerek işgal ettiği topraklarını genişletiyor.
İsrail terör devleti kendi arzu ve emellerine ulaşabilmek adına her türlü yayın organlarında Türkiye’nin de bir bölümünü içine alan vadedilmiş toprak haritalarını paylaşmaktan da geri durmuyor.
İsrail’in kurucusu ve ilk başbakanı David Ben Gurion “Filistin’in bugünkü haritası İngiliz manda yönetimi tarafından çizilmiştir. Yahudi halkının gençlerimizin ve yetişkinlerimizin yerine getirilmesi gereken bir başka haritası vardır. Nil’den Fırat’a kadar.” ((Gizli dünya devleti David ben Gurion 1948 S. 32 Keşif yayınları))  Diyor. Ve yine Theeodor herzi “Kuzey sınırlarımız kapadokya’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş kanalına. Sloganımız, david ve solomon’un Filistin’i olacaktır” (( Gizli dünya devleti Theodor Herzl 1887 S.31 Keşif yayınları))  Diyor.
Nitekim 7 Ekimden bu yana İsrail’in Amerika ve Avrupa devletlerini de arkasına alarak, Gazze’ye karşı başlatmış olduğu soykırımda da Benyamin Netenyahu “Orta doğuda dengeleri değiştireceğiz” Yetmiyor “Yeşaya kehanetini gerçekleştireceğiz” diyor.

Peki, bir avuç yahudiyi böylesine cesaretlendiren nedir?

Tevrat’tan önce Yahudiler kendi örf gelenek ve göreneklerini Kabala adlı bir kitapta toplamışlardı.
Kendilerini tüm insanlardan üstün görüp, bütün insanlığın yine kendilerine köle olma inancınıda bu kitapta toplamışlardı.
Yahudiler, Tevrat gönderildikten sonra bile kendi ananelerinin yazılı olduğu kabalaya sıkı sıkıya bağlıydılar.  Böylelikle kendileri Tevrat’a uyacaklarına Tevrat’ı kendi heva ve heveslerine uyacak şekilde, çeşitli zamanlarda bir takım değişik hahamlarca değiştirme yoluna girdiler. Yahudiler, kendilerine uymayan hiçbir şeyi kabul etmediler. Nitekim yüce kitabımız kur’an-ı kerim’de bu konuda örnekler vardır.

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذٖينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـٖٔينَۚ

“İçinizden cumartesi günü hakkındaki hükmü çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Bu yüzden onlara, “Aşağılık maymunlar olun!” demiştik.” Ve ayetin devamında ise “Biz bunu, hem çağdaşlarına hem de sonradan gelenlere ibret veren bir ceza, müttakiler için de bir öğüt kıldık.” Demektedir. ((Bakara Suresi – 65-66))
Bir başka ayette ise “Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Onlar, cumartesi tatili yaptıkları gün, avlayacakları balıklar sürüler halinde suyun yüzüne çıkarak onlara doğru gelirken, tatil yapmadıkları günde ortalığa çıkmıyorlar diye cumartesi yasaklarını çiğniyorlardı. Yoldan çıkmaları sebebiyle onları işte böyle sınıyorduk. “ ((A’râf Suresi – 163)) Buyurmaktadır.
Cumartesi günü Yahudilerin kutsal günü olduğundan ötürü avlanmak yasaktı. Avlanmaları yasak olması hasebiyle özellikle o günde balıklar ürkütülmedikleri için diğer günlere nazaran daha çoğunluktaydı. Yahudiler bu yasağı delmemek için kimi zaman Cuma akşamından ağlarını hazırlar, Pazar günü sabahında ağlarını denizden çekerlerdi. Böylece cumartesi yasağını delmediklerini zannederlerdi. Kimileri ise kayıtsızca cumartesi günü on emir’den biri olan bu yasağı ihlal etmekten çekinmiyorlardı.

Yahudiler, kendi değiştirdikleri Tevrat’ta da hahamlara özel yetkiler vermiş ve kendilerine karşıda kayıtsız şartsız itaat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. İtaat etmeyenlerin cezası ise ölümdür. ((Tesniye 22/5 ))

Yahudiler kendi bozuk inançlarına öylesine bağlıdırlar ki bu kehanetleri gerçekleştirebilmek adına ellerinden geleni yapmaktaydılar.

Öyle ki;  19. Yüzyıl Avrupa’sında Hıristiyan dünyasında artan Yahudi düşmanlığının bir katliama dönüşmesinin ardından, Musevi ruhbanlar tarafından Yahudi milliyetçiliği (Siyonizm) theodor herzl’in diplomatik çabalarıyla uluslar arası düzeyde bir siyasi akıma dönüşmüştür. Yahudilerin “siyon” dedikleri Kudüs ve dolaylarına dönme arzusu, 6 yıldızlı Süleyman (solomon) tapınağını yeniden inşa etmek, eski ahitin ana prensiplerini oluşturduğu için, bütün dünyadaki Siyonist teşekküllerine göre hedef, Nil’den Fırat’a kadar bütün toprakların Yahudilere açılması ve burada bir siyasi ünitenin kurulmasıdır.
Birinci dünya savaşında İngilizler lehine casusluk ve istihbarat hizmetlerini seferber eden Siyonistler, uluslar arası kamuoyunda Musevi basın ve finans kuruluşlarını da Osmanlı’nın düşmanlarının hizmetine vererek, Londra’dan Filistin’e Yahudi yurdu kurulması iznini “Balfour deklerasyonu” ile elde etmişlerdir.  Filistin’e iyice yerleşen Siyonistler, 2. Dünya savaşı’nda Nazi Almanyasınca gerçekleştirilen Yahudi soykırımını kullanarak 1948’de devletlerinin şekil bulmasını sağlamışlardır. 1967, 1973 Arap İsrail savaşları ile sınırlarını iyice genişleten Yahudiler, yurt dışı propaganda faaliyetlerini “Dünya Yahudi Kongresi” ile sürdürdüğü, bugün işgal etmiş olduğu topraklardaki uluslar arası anlaşma ve sözleşmeleri ihlal ile malumdur. ((Osmanlı Ansiklopedisi 6. Cilt S. 220 Siyonizm))

Bugün dünya üzerinde bankacılık sisteminin kurucuları Yahudilerdir. Dünya üzerinde tüm kullanılan kredi kartlarından Yahudilere belli bir miktarda pay gitmektedir. Uluslar arası bankaları vasıtasıyla devlet hazinesine alınan borçların faizleri yine Yahudilere gitmektedir. Faizcilik sisteminin kurucuları yine Yahudilerdir. Dünya üzerinde ekonomik krizler, borsa dalgalanmaları yine Yahudiler eliyle gerçekleşmekte ve bu durumdan yüksek miktar da gelir elde etmekteler.
Yahudiler kendi lobilerini, siyasi faaliyetlerini, her türlü propagandalarını güç elde ettikleri Amerika ve Avrupa devletlerini de arkalarına alarak, çok arzu ettikleri emellerine ulaşmak adına bugün işte bu katliamları acımasızca gerçekleştirmekteler. Ve bununla da yetinmeyecekler.
Arap devletlerini birbirine düşüren Yahudiler sadece lokmaları daha kolay yutmak adına parçalıyorlar.
Daha önce nice savaşlara sebep olmuş birçok kargaşa ve hilelerin müsebbibi olan Abdullah İbni Sebe oyunlarına gelmemek lazım. O zamandan bu zamana Yahudi aynı bildiğimiz Yahudiler! Peki ya biz Müslümanlar?
Bu yüzden İslam dünyasının hiç olmadığı kadar birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.
Müslüman devletlerin “cihad” kavramını yeniden değerlendirmelerine ihtiyaç var.
küffarın bir olduğu yerde cılız bir sesle, sloganik üç beş cümlelerle, yahudiyi kınayan beyanatlar ve demeçlerle yol yürünmez! Söylem eyleme dönüşmeli.
Bugün meselemiz Gazze Filistin
Ya Yarın?

Bakınız!.. Modern Çağda İslami Bakış

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

“Yahudiler Arz-ı Mev’ud Siyonizm” için 2 yorum

  1. Hz peygamberin (as.) bir hadislerinde bahsettiği gibi bu “Vehn” dünyaya meyilli olup ölümü kötü görmek hastalığı virüs gibi biz müslümanları sardığı için, halimiz böyle içler acısı. Kime üzülelim? Bombalar altında direnişi sürdüren mücahitlere mi, ekranlar karşısında onları izlemekle yetinen müslümanlara mı? Ya da etkisi olduğu halde yanı başında ki komşusuna bombalar yağarken çıkıpta “en yüksek perdeden kınıyoruz” demekle yetinen devlet yöneticilerine mi?
    Şaşırdık vallahi.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top