Tavrımızda İnancımız Kadar

Acaba bizler samimi müslümanlar mıyız?

Bu samimiyetimizi ölçebilecek bir cihaz olsa bunun miktarı ne olurdu? Bizler bir yandan ülkemizde deprem gibi asrın felaketini yaşamış, daha da önceleri bu ve benzeri felaketlerden geçmiş, sel gibi afetleri büyük çapta görmüş bir millet olarak, bunlardan ne ölçüde ders alabildik?
Bu inşaatları yapan mühendisler müteahhitler ellerini vicdanlarına koyup bundan sonrası için çalıp çırpmaktan vazgeçebildi mi? Esnaflarımız insaf edip daha ucuza aldıkları malı bin misline satmaktan vazgeçebildi mi? https://i.hizliresim.com/ldvirmz.jpg
Alışverişlerimizde dürüstlük ilkesine ne derece riayet edebiliyoruz?
Kimsenin kimseye güvenemediği bir ortamda ne derecede bir emniyet ve ehemmiyetten söz edebiliriz?
Bu seller, zelzeleler, afetler, artan ölümler bizlere bir şey söylüyor olsa gerek. Bütün her şey fanidir. ((Rahman suresi 27. Ayet)) Ve nihayetinde hepimiz öleceğiz. Peki, tüm bunlara karşın faniliğini bildiğimiz bu dünyadan göçmeden evvel samimi bir tövbeyle Rabbimize yönelebildik mi?
Bizim birbirimizle olan münasebetimiz, müktesebatımız, işimizle, iş ve işlemlerimize olan gayretimiz ne durumda?
Yine bunlar haricinde dünya çapında özellikle orta doğuda devam eden savaşlar, ölen binlerce çocuklar, tecavüze uğramış kadınlar, katledilen yaşlılar, zulme uğrayanlar… Şiddeti her geçen gün artan katliamlar devam etmekteyken buna karşın etkili bir tavrımız ve takatimiz var mı?
Mesela tüm bu saydıklarımıza karşı kendimizi pişman edip, tövbe ederek sabah namazının farzını cemaatle kılmak için kapı komşusu olduğumuz camiye gidebildik mi?
Farzların ehemmiyetini idrak edip, bundan sonrası için farzları, sünnetleri kendimize şiar edinip bu çizgide bir karar kılabildik mi? Kazancımızın ne kadarı helal para?
Biraz düşünelim. Hz. resulullah aleyhisselamın daha dünyaya teşrifleri olmadan önce ki döneme “cahiliye” dönemi diyoruz.
O dönemin cehaleti bilgisiz olmalarından değil tam aksine “ahlak”en büyük bir çöküntüde olmalarından ibaretti.
İçki içmenin yaygın, kumar oynamanın hat safhada, faizin zirvede olduğu ve yine kadın ve çocukların mal gibi alınıp satıldığı bir ortamın adıydı cahiliye. Bugün baktığımızda günümüz dünyasında bu adetlerin misliyle yapıldığı ve türlü iletişim araçlarıyla yayıldığı daha da fazlasının yapıldığını görüyoruz.
Mesela evlerimizin pencerelerini kapatan perdeler bir süsten mi ibaret?
Evinin penceresini perdeyle örten zihniyet bugün tiktok ve benzeri programlarla tüm perdeleri yırtıp ortadan kaldırmadı mı?
Evde dahi giyilmesinden hicap duyulan kıyafet, çarşı pazarlarda giyilir hale geldi.
Yardımlarımız gösterişlerle dolu, Bir elin verdiğini öbür el kamerayla çekiyor oldu; bilgimiz, ilgimiz, sevgimiz, tavrımız, tepkimiz, tenkidimiz, temkinimiz dahi bir takım çevrelerin takdir görmesiyle ölçüt!
Allah’a olan inancımız azaldıkça, dünyaya olan meylimiz artıyor. Hesap verilebilirlik endişesi azaldıkça, azgınlığımız tavan yapıyor. Bu yüzden bugün yeryüzünde biz Müslümanlar olarak tepkimizde, tavrımızda Allah’a olan inancımız kadar. Sayımız çok ama saygınlığımızın az olmasının nedeni de inancımızda ki sakatlığımızdandır.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top