“Sizden tek bir şey rica edebilir miyim” dedi,
O an ölmemi istese ölecektim…
Avazı çıktığı kadar susan çığlıkların uçurumlarından defalarca atlamak istedim,
Kaybedenin deli cesaretini miğfer diye yüreğime geçirip,
Kurşun sözlerin önüne atıldım.
Zamana sığmayan anıları haşin günlere feda ettim.
Nice gaddar kelimeleri,
Merhameti yüreğinden sökülmüş sözcükleri,
Bağlamından kopmuş cümleleri…
Ne ki? Sessizliğinde boğulmuş bir ben değildimki.
İşte tamda böyle bir şey.
Hangi kelimeyi kullansam bir tarafı eksik,
Hangi yöne koşsam bir ucu karanlık!
Kimsenin ulaşamadığı duraklarda beklerken,
Gemilerin uğramadığı limanlarda demirlerken,
Çöl ıssızlığında kor gibi hasret közlerken
Ama hep bir adım ötede,
Kimsesiz bir köşede yarınlar birikirken…
Karanlık denizlerinde boğulan bir ben değildimki.
Hep böyle miydi bilmiyorum…
Önünü alamadığım kelimeler döküldü ırmak ırmak,
Yüreğime çakılan sözcükler büyüdü
Hece hece bölündüm,
Yutkunduğum her sözcükte ne hikayeler öldürdüm.
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.




