Kimi zaman ayaza benzetirdim kelimelerini
Her cümlende üşürdüm
Hani hep derdin ya “buz dağı gibiyim ben” diye
Kanar gibiydim bu yabancı hallerine.
Oysa sözden öte bir haldin, hasbi!
Yüreğin bahar gibi, gözlerin ömür
Kimseler bilmezdi seni
Buz dediğin yürek tıpkı bir güneş gibi.
Evet! Zordu aşılası yokuşlardan girebilmek kalbine
Soğuk vadilerden, buz dağlarına…
Hırçın bir rüzgâr gibi savrulan yüreğim
Alışmadı, alışamadı bu hallerine.
Ey benim bahtı yaram!
Çaresizlik önümde ilmek ilmek …
Duvarlar ki Kafdağı
Hangi masalın hüzünlü çiçeğisin sen?
Kimi zaman bir şarkı kimi zaman bir şiirsin şimdi.
Bilirim ulaşmak ne bugünün ne yarının işi
Kader hudut çizmişse, keder yürek işi
Ne garip değil mi? Seni bulmakta bir kaderken
Bulduğunu sürekli arıyor olmak bizimkisi…
İşte fersah fersah yol almak, düşlere doğru
Doruklardan sağnak sağnak yağmak
Uzak diye düşlediğini kendi içinde saklamak
Ve çok zordur kendi içinde olana ulaşamaz olmak.
Bilir misin o gökyüzü gözlerinde kaybolmak,
Sonsuzluk vadeden yüreğinde hapsolmak,
Hüküm giymiş bir mahkûm gibi kapında durmak
Ne güzel bir şey! seni özgürlük gibi yarınlara saklamak.
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.




