7 Ekimden bu yana hamasın saldırısından sonra İsrail her geçen gün şiddetini arttırarak gazzede emsali görülmemiş bir şekilde katliam yapıyor. Çoluk çocuk, kadın yaşlı, demeden bombardıman yağmuruna tuttuğu gazzede adeta taş üstünde taş bırakmamış durumda.
Enkaz altında binlerce ölü ya da kurtarılmayı bekleyen yaralı insanlar var.
Gazze’de elektrik yok, su yok, internet yok. Haberleşmeye dair hiçbir bir şey yok. 
İsrail, gazzenin güneyine doğru belirlediği rota ölçeğinde, gazze’lilerden şehri boşaltmalarını istiyor. Gitmelerini istediği rotayı da bombalıyor.
İsrail dünyanın gözü önünde hastaneleri bombalıyor,
İsrailde ki hahamlar özellikle şifa hastanesini bombalaması için netenyahuya fetva verildiğini açıklıyor.
İsrail ambulansları bombalıyor. Birleşmiş milletlerin tüm çağrılarına kulak tıkayıp var şiddetiyle gazzeye saldırıyor, İsrail tüm bunlar yetmezmiş gibi dahası mülteci kamplarını bombalıyor.
İsrail ateşkes çağrılarını duymazdan gelerek gazzeye acil bir şekilde ulaşılması gereken tıbbi yardımlar, insani ihtiyaç malzemeleri vs… girişine de izin vermiyor.
Bir İsrail milletvekili tüm gazzeyi haritadan silene kadar savaşa devam etmeli çağrıları yapıyor.
İsrail başbakanı netenyahu sık sık tevrattan alıntılar yaparak “yeşaye kehanetini gerçekleştireceğiz” diyor. Dahası, çoluk çocuk kadın, yaşlı demeden herkesi öldürmesini de tevrata dayandırıyor.
İsrail bizi durduracak bir güç yok diye de meydan okuyor. İsrailin tasmasını elinde tutan Amerika, kayıtsız şartsız israil’in yanında olduğunu söyleyerek bölgeye en büyük uçak gemilerini ve dahi savaş gemilerini yolluyor.
Yetmiyor ağa babası İngiltere israil’e destek amaçlı kraliyet donanmasını bölgeye yolluyor.
İsrail, Filistinlileri yaşadıkları yerden sürüp kendi milletini, “Yerleşimci” etiketiyle, zorbalıkla bölgeye yerleştiriyor. Direnen herhangi bir Filistinliyi öldürebilir ve bundan dolayı da bir suç ya da ceza almayacağı güvencesini veriyor.
İsrail işine geldiği ölçekte her türlü yasaklı bombalar, fosfor bombaları kullanıyor. Savaş suçu teşkil eder ya da etmez, kendisi için hiç fark etmiyor.
Yani İsrail göz göre işgal faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor. Tasmasını elinde tuttuğu Amerika, gemilerle getirmiş olduğu hava savunma rampalarını da bölgedeki Müslüman ülkelerden “izin!” alarak, israil’in güvenliği için konuşlandırıyor.
Şimdi soru şu; Peki ya Müslüman ülkeler bu durumda fiili olarak ne yaptılar / yapıyorlar?
Türkiye Atatürk hava limanında miting düzenleyip “Eyyy İsrail!” diyerek bu durumu kınadı.
Gazze’ye sınırı bulunan Mısır’ın çeşitli kentlerinde İsrail’e karşı protesto gösterileri düzenlendi.
Çeşitli Arap Ülkelerinin çoğunda Cuma namazı sonrası, basın açıklamaları, israil’i kınayan gösteriler düzenlendi.
İhh, Filistin için özgürlük konvoyu düzenleyeceğini, adana incirlik üssü önünde israil’i protesto edeceğini açıkladı. …
Hâsılı kelam Anlayana anladığı dilden cevap verilmezse telefon hep meşgule düşer. Ne diyelim bediuzzaman saidi Nursinin buyuruduğu gibi
“Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır.” İnşallah.
Son olarak Hz rasulullah aleyhisselam bir hadisi şeriflerinde:
Buyuruyor. (( Ebu said el hudriden ra rivayetle Müslim, iman, 49 ))Rabbim bizleri bu iman zayıflığından kurtarsın, cümlemize feraset ve basiret versin. Çünkü bu kınamalar, protestolar, yetmiyor. Elbette yetmiyor diye de oturalım sessiz kalalımda demiyorum ancak şunu diyorum hadi diyelim bugün savaşamıyoruz güç yok, tamam kabul edelim. Ama bu boykot mallarının ülkeye girişine yasakta mı koyamıyorsun!!!.
Müslüman’ın üzerine düşen vazife şuan süresiz israil mallarını B O Y K O T‘tur. Almayın aldırtmayın!
Ez cümle Necip fazılında dediği gibi: Aman efendim aman/ Galiba ahir zaman/ Manzarası yurdumun /Tufan gününden yaman. …
Bakınız Ses/SİZ olun!

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.





Allah razı olsun Seyda’mmmm
Cümlemizden Ahmet hocam
Eyvallah hocam