Bir İz Bir Giz

Daha çocukluğum üzerimdeyken buldum seni
İnanmışlığın masumiyetine teslim olurken,
Bitmeyecek bir rüya gibi düştün gözlerime.
İçimde sevda ateşinin kavurduğu cehennem
Önümde ecelden yokuşlar karşılar beni.
Günce ışıldar ruhumu besleyen sevdan,
Hayatın tam ortasında bir yaşam filizlenir
Karanlığıma nur olurken gözlerin,
Birden nâr gibi hüzne akarken bulursun beni
Ruhuma acı acı dökülen ırmaklar olur,
Umut, darağacına konmuş bir mahkûm gibi beklerken
Gönlünün surlarına çarpsa ölüm, elinde hayat bulur.
Ah! Bir bilsen, bir tas suda bir âlem boğulur.
İşte! Ne vakit mecnunca bir çaresizlik sarsa yüreğimi alevden,
Yusuf’u bekleyen göz olurum yeniden,
Yağmuru bekleyen çöl olurum kederimden
Sır olur erirde ruhum, sızısı kalır derinden.
Müphem bir söz çınlar kulaklarımda
“İnsan! İnsanda bu kadar s/ağırken”
Çaresiz duvarlara çarpan yalnızlık,
Bir gece olur bölünür uykularımda.
Ruhumu tarumar eden ordular dolaşır rüyalarımda,
Meşaleler aydınlatır içimin kuyularını,
Bir iz, bir giz, ruhun bilinmezliğinde,
Görünmez bir yol olur yine senin rehberliğinde.
Daha çocukluğum üzerimdeyken bulmuştum seni,
İşte böyle bir kâşif gibi arıyorken hemde
Tamda kendimi kaybettiğim yerde!

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

“Bir İz Bir Giz” için 5 yorum

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top