Söylem Eyleme Dönüşmeli

📌 Bu yazı bir serinin parçasıdır

Geçmişi 1948 tarihine dayanan İsrail bugün Kudüs’ü başkent yapma davasında, esasen daha önceleri bunu çoktan duyurmuş, ama ne birleşmiş milletler ne de başka bir ülke bu kararı tanımamıştı. En son geçtiğimiz günlerde Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını duyurdu…

Duyurdu duyurmasına ama biz ne yaptık?https://i.hizliresim.com/ByB6gD.jpg

Hemen whatsaptan durum resimleri paylaştık, “Kudüs bizimdir” “Kudüs ümmetin ortak davasıdır” Kudüs şöyle, Kudüs böyle… Söylenip durduk/duruyoruz… Fecibooktan resimler yazılar, twitterdan twitler…
Sonuç değişmiyor. “On dönüm bostan yan gel yat Osman” zihniyetine sahip olduğumuz müddetçe de değişmeyecek!

Diyecekler ki ne demek istiyorsun?

Geçtiğimiz günlerde “Mevlidi nebi haftası” idi. “Kutlu doğum etkinlikleri” kadar ses getirmese de camilerde efendimiz s.a.v’in dünyaya teşriflerine binaen mevlitler verildi. Ancak o zamanlar herkesin yaptığı bir şey vardı; Hemen telefonlara sarılıp birbirimize kandil mesajları atıp durduk. Geçen hafta Cuma günü ortalama 100 bin nüfuslu memleketimde İmam kürsüden ilan etti; “mevlidi nebi haftası münasebetiyle camimizde mevlit verilecek” diye.
O gün 20’den fazla mesaj gelmişti kandil mesajları hususunda.
Akşam camiye gittiğimde ise merkez camii olmasına rağmen bir saf insan yok!
Koskoca camii bomboş.  Oysa birbirimize mesaj atacak kadar camiye gitmeye hevesli olsak küffar bu kadar cesaretli olmazdı.
Birbirimize “Cuma mesajları” atıyoruz, “hayırlı cumalar” diye. Ama bugün Cuma diye yaptığımız fiilimsi bir şey yok. Tembelliğe fena alıştık, sanıyoruz ki Cuma kutlamakla hanemize bir artı daha yazılacak, dünya değişecek. Ama sen değişmiyorsun oturduğun yerde mesaj atıp duruyorsun… Evinin kapısından dışarı adım atsan camiye girecek kadar yakın olmasına rağmen camiye gitmiyorsun…
Sen değişmedin ki dünyanda değişsin. Hayırlı cumalar demekle Cuma olmuyor, önce camiye gitmen lazım.
Bundan 70 küsür yıl önce Nagasaki’ye “Atom bombası” atıldı, ardından hiroşimaya. Japonya’nın en büyük kentleri, atılan Atom bombalarıyla yerle bir oldu… Oysa şuan Japonya dünyanın en büyük ilk üç ekonomisi arasında. Durmadan çalıştılar gecelerini gündüzlerine kattılar “Milli birlik” düşüncesiyle yollar mesafeler kat ettiler şimdi aldıkları sonuç bu. Dünyanın ilk üç ekonomisinden biri. Dünya da söz sahibi olmak için öncelikle güç ve kuvvete ihtiyaç vardır.

Yakın tarihte Cumhurbaşkanımızla elon musk’un randevulaştığı bir görüşme oldu, kim bu adam? Merak edenlerimiz çok oldu. Paypalın kurucusu 12/13 yaşlarında yapmış olduğu basit bir oyunla yazılım dünyasına merhaba diyen bu adam, paypalı satarak elde ettiği tüm geliri “spacex” adı altında uzay araştırma ve geliştirmelerine kullanmak üzere yatırım amaçlı kullandı. Yetmedi “Tesla” adı altında elektrikli araç üretmek için üstüne birde kredi çekip yatırımlarına devam etti/ediyor.
Bunun gibi birçok örnek vermek mümkün. Adamlar durmadan çalışıyor, bir şeyler üretmek derdindeler, bizse tüketmek. Kısa yoldan zengin olmak, birbirimize gece tv seyrederken hayırlı kandiller demekle geceyi geçiştirmek. Sabah olunca zaman geçirmek için boş şeylerle meşgul olmak, zaman kazanmak için hiçbir çaba içine girmemek derdindeyiz.
Söyleniyoruz, söylemlerimiz eylemlere dönüşmüyor. Bu yüzden bizler Kudüs’ü şimdilerde kaybetmedik 1948’de İsrail kurulunca kaybettik.

Küffar birleşti, biz ayrıldık. Küffar fitne soktu biz yaydık. Şucu bucu yaftasından kurtaramadık kendimizi… Basit tartışmalarla sürekli zaman kaybettik/kaybediyoruz.
Bir şeylerin değişmesini istiyorsak üretimi tüketimden daha fazla yapmak için uğraşmalıyız. Davamızda samimi isek, “Kudüs bizimdir” demeden önce hemen evimizin önünde duran Kudüs’ün yolunu tutmalıyız, sabah ezanlarımıza icabet etmeliyiz. Gayretli bir mümin olmak adına elimizden gelen her şeyi göstermeliyiz. Öte türlü kuru sıkı sloganik cümlelerle ancak kendimizi kandırırız küffarı değil. Bu yüzden söylem eyleme dönüşmedikçe Kudüs özgürleşemez diyoruz, söylem eyleme dönüşmeli, birlik ve beraberlik yolunda ilerlemeliyiz.
Müslümanlar bir olmadan, küffarın şerri son bulmaz. Önce ümmet şuuruna bürünmek gerekir.
Ümmet şuuru çalışkanlığı esas alır, dinde samimiyeti şiar edinir, Kur’an ve sünnet yolunda adım adım ilerlemeye bakar. Böyle olursa dirlik olur, dirlik gücü oluşturur.
Zirra küffar laftan anlamaz güçten anlar.
Bu yüzden önce güçlenmeye bak sonra kudüse!
Selahattin olmak istiyorsak selahattinin sahip olduğu orduya bürünmek zorundayız başka yol yok.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top