Bir selamlaşmanın gereğiydi tokalaşmak… Ya bir tanışma faslıydı ya da bir yerde karşılaşma vesilesi. Adetti adettendi…
Tanışmışlığın getirmiş olduğu rahatlıktı belkide kimilerinde… Usulünce yerine getirilmiş bir merhabayla gelen ”Samimiyet” tokalaşmanında habercisiydi elbet. Peki ya bir ”namahremle” tokalaşmanın hükmü neydi?
Örf ve adetin kültür nezdindeki bu hareketine karşın, ahlak ve ibadetin ”Şer’i” açıdan bu noktaya tepkisi nasıldı?
Konuya ışık tutacak bir kaç hadis paylaşmak gerekirse Peygamber efendimiz;
Sosyal toplum olma bilincinin doruklarını yaşadağımız şu çağda bu denli keskin ve uyarıcı hadisleri kendisine rehper edinenlere karşın, tepkinin ne şekilde yansıdığı herkesin malumudur… Ya gericisinizdir ya da birşeylerin fevkinde olan ilerici… Hem düşünüldüğü zaman bir tokalaşmanın ne günahı olabilirdiki? zira karşıdaki ya amcakızıydı ya da kardeşinin hanımı… Ya teyzesinin kızıydı ya da mahrem olmayan herhangi karşı cinsten biri… Öylesine sıradanki herşey ve öylesine basitleştirilmişki bu basit ve doğal halden sıyrılmak pek kolay değildi… Ama tüm bunlara karşın hadislere bakıldığı zaman ince bir detay söz konusuydu; ”Eller zina eder” Ellerin zinası harama el uzatmaktı… Helal olmayan bir kadına dokunmaktı…
Tokalaşmak’ta bu haramın bir parçasıydı… Çünkü ellerin içinden gelen bir ”şehvet” vardı, tüm bedeni bir anda etkisi altına alabilecek kadar büyük… Manevi duyguları yitirecek, yitirilmiş duyguların yerini farklı türden hisleri dolduracak boyutta bir şehvet..Böylesine hassasiyet dolu durumlara karşın, kur’an-ı kerim ne diyordu?
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. ((İsra suresi 32. ayet.))
”Zina etmeyin” şeklinde bir ayet, kur’an’ın hiçbir suresinde yoktur. Ancak yukarıda ki ayette de denildiği gibi zinaya ”yaklaşmayın” uyarısı vardır. Şeytan insanın nefsine vesvefe vererek ya dolaylı yoldan ya da doğrudan insanı zinaya sürüklemek ister, sosyal arkadaş tanımlamasından hareketle kızlı erkekli ilşkilerin akibeti genelde bu şekilde sonuçlanır…
Ya gözün zinasıdır insanın maneviyatını körelten, ya da ellerin zinasıdır bir tokalaşmayla yok eden… Ya da köhneleşmiş kalbin meylidir zinaya iten ki bu en vahim ve en ölümcül darbedir insanı hepten bitiren…
Bu türden subliminal zeminlerin oluşumu şeytanın eliyle zamanla kendini belli eder… İnsanın ruhaniyetinin ”kemal” derecesine ulaşması, mutlaka bu türden hassasiyetleri gözeterek ve böylesine ince detaylar barındıran haramlardan kaçmakla mümkündür…
Vesselam.
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.




