Yönlendirilmiş Diziler Ve Ahlak

Güncel ve her yeni bir bölümü bir birinden daha beter dizilerden bir kaç kesit…


“Kız zile ardı ardınca basar, evde tek başına olan anne panikle kapıyı açar. Anne zile basanın kızı olduğunu görünce panikler:
– “Ne oldu kızım?” diye telaş içinde sorar.

Kız cevap vermez ve doğruca dubleks olan evin ikinci katına, yani kendi odasına hızlı adımlarla çıkar. Anne kızının bu panikliğine anlam veremez ve oda kızının arkasından
-“Ne oldu kızım? Ne bu telaşın bir sorun mu yaşadın?” diye bağırarak panikle koşar.


Anne kızının odasına girmek istese de kızı kapıyı kilitleyip bir şey arama telaşına düşer. qcORwU

Anne kapının arkasından kızına yalvar yakar “Bir şey mi oldu? Nedir bu panikliğin” gibisinden sorular sormaya çalışsa da kızı cevap vermez, aksine öfkelenir oflar puflar… Kız odada aradığını bulur, kapıyı açar kapıda bekleyen annesinin yüzüne bile bakmadan hışımla evden çıkmak için yürür. Anne olan biten bu olayı gayet tabii bir şekilde karşılar bir şey diyemeden kızının ardından baka durur…


Bir aşk dizisi: Roller dağıtılmış figüranlar, oyuncular, başroller anlayacağınız herkes işini kusursuz yapma gayretinde.
Başrol büyük bir şirketin patronudur. Lüks arabalar, lüks yerler, kalınan konakta hizmetçiler…
Aile şirketi olan bu iş yerinde işler icra edilmekte ancak zaman zamanda amca çocukları iş dolayısıyla tartışma yaşamaktadır. Konuya dönelim… Bizim patron bir kızla aşk yaşamakta, patronun kuzeni de bu kıza âşık durumda ancak kız buna yüz vermez ve bir şekilde patronla evlenirler. Patronun kuzeni bu olayı bir türlü kabullenmek istemez. Aralarını bozmak adına türlü planlar yapsa da başarılı olamaz.
Kuzenin amcasının genç bir hanımı vardır alımlı ve bir o kadar da güzeldir. Kuzen, yengesinin aynı zaman da patrona âşık olduğunu bildiği için kendisine konuyu açar amaç yengesinin, patronun gözüne bir şekilde girmesi ve patronu kendisine âşık yapmak istemesidir. Bu plan çerçevesinde sürekli yan yana gelen yenge kuzen arasında şehevi bir bağ oluşur… Bir birlerinin yataklarını paylaşmaktan çekinmezler… Diyaloglar oldukça iğrençtir… (Diyalogları batasıca…) Bu olayın duyulmaması için sözleşirler ama yine de her fırsatta birlikte olmaktan da geri durmazlar.
Nihayet bu vahim tabloyu rtük er geç görür ufak bir miktar ceza yazar dizi birazcık toparlasa da kendini, yine bu mecrada final bölümü çekilene kadar devam eder.


Devam edelim… Yine bir dizi oldukça zengin bir şirketin önemli elemanlarından biri, bir kıza âşık olmuştur. Kız da aynı departmanda çalışan bu adama ilgisiz değildir. Aralarında bir elektriklenme olması açısından yine aynı şirketin temizlik bölümüne bakan ortalama 55/60 yaşlarında belki de babaları/babası çağında olan bu adama, kıza aldığı hediyeyi masasına koymasını ister. Kız hediyeyi alır ancak kendisi de bir hediye göndermek ister, saçma sapan hediyeler gönderirlerken ve beklide gönüllerini eğlendirirlerken babası yaşlarında adamı kendi aralarında oyuncak haline çevirmişlerdir.


Evet, devam… Bitmez devam etmelerimiz ama misalimiz son misal olsun. Yine konu bir aşk konusu adam evli bir kadına âşıktır. Bu konuyu arkadaşlarıyla paylaşır, arkadaşları kadına âşık olmasını hiç yadırgamazlar gayet tabii bir şekilde kendi doğallığında bu durumu normal karşılarlar ve kadınla gidip konuşmasını isterler. Gereken yapılacak, adam kadınla gidip konuşacak ve beklide durum daha da vahim bir tablo halini alacaktır… “


Evet, bir senarist değilim. Doğrudur yönetmenliğe de hiç heves etmedim. Ancak halkı Müslüman olan bir toplumun yapısı, kültürel değerleri bellidir. Bu bakış açısıyla az çok birkaç kelam söyleme, eleştirme hakkımızı da kendimizde bulalım.
Bir dizi düşünün izledikçe yengesine olan bakışları değişsin,
Bir dizi düşünün izledikçe anne terbiyesinin aslında “anne”nin yaptığı terbiyesizliğe dönüşsün…
Bir dizi düşünün çocuğun yaptığı sayısız hataları baba görmezden gelsin…
Bir dizi düşününki evli bekâr ayırımını ortadan kaldırsın, toplumun hassasiyetlerini yok sayacak ahlaksızlık her ne varsa bir bir yapılsın.
Bir dizi düşünün ki aşk adı altında her türlü halt yapılsın, bugün ona âşık olan yarın bir başkasına da âşık olabilsin. Bugün sevgilim diyen yarın eski sevgilim deme cüretini de kendinde görsün…
Bir dizi düşünün, izlenildiğinde toplumun nazargahında sevgili kavramını meşrulaştırsın, evlilik öncesi birlikteliği normalmiş gibi göstersin…
Bir dizi düşünün, Sürekli zenginlerin olduğu; lüks arabalar, lüks evler içerisinde bir hayatları olsun ve onu izleyen insanlarında bu hayata özenip bir türlü elde edemedikleri bu zenginliğin yolunu HIRSIZLIKTA ararken bulsun.
Öyle ya; bir anda köşeyi döner gibi zengin bir hayatı sunan senaristler, hiç mi düşünmezler? “Kişileri” zengin ederlerken nice insanları “kişilik”lerinden ederler.
Daha ergenliğe adımını atmadan sevgiliye koşanları görmüyor muyuz?
Dizilerle büyüyen çocukların bireysellikten bencilliğe doğru yöneldiklerini fark etmiyor muyuz?
Özendikleri hayatların sadece vitrinine aldanıp, içinde barındırdıkları iğrençlikleri neden görmezden geliyoruz?
Bir dizi düşünün, lise hayatını bir aşk ve kaçamak, öğretmenlerine laf sokmak, kendinden büyüklere karşı lakayıt davranmayı öğretsin. Sahi öğretmiyorlar mı? Bugün ortaokul ve liselere bakın, “Öğretmenlere” karşı “öğrenci” olduklarının farkında olan kaç tane talip göreceksiniz?
Ya da öğretmenlere bakın, öğrencilere karşı sorumluluklarının farkında olan kaç tane muallim ya da muallime göreceksiniz?
Diziler sayesinde Eğitim öğretimin verildiği kurumlar (Özelde liseler) birer aşk yuvasına çevrildi. Ders sıralarında dersten ziyade her şey konuşulur oldu…
Bir toplum tv kıskacında sekülerleşme yolunda hızla ilerliyor bu ve bunun gibi diziler maalesef her gün reyting rekorları kırmakta aileleri, çocukları gençleri, büyük küçük fark etmeden ekran başına kilitlemektedir. Yazılan senaryolar birbirinden iğrenç yapılan programlar / diziler, kültürel ve dini değerlerimize taban tabana zıt olmasına rağmen seyrederek zirvelere taşıyoruz.
Topluma ahlaksızlık satan bu diziler; Anneleri çocuklarının gözünde itibarsızlaştırıyor, anneye duyulacak saygıyı ortadan kaldırıyor, anneye olan itaati bitiriyor.
Çocuk ne tür hata yaparsa yapsın, babanın gözünde bu hatalar hoş karşılanıyor. Aile, akraba, komşuluk ilişkilerini bitiriyor. Evli mi bekâr mı kavramlarının bir öneminin olmadığını toplumun temel hassasiyetlerini yok sayan bir oluşumu bilinçaltına yayıyor…
Diziler birer kültürel katliamdırlar, fark ettirmeden aileyi bölük pörçük haline getiriyor. Lüks ve şatafatı, israf ve debdebeyi gençlere zehirli bir iğne gibi aşılıyor.
Diziler özendiriyor: Kısa yoldan zengin olmayı, evlenmeden önce bir sevgilinin olmasını, velev ki evli olsun! Ufak tartışmaların bile önünün alınamadığı sorunları ayrılıkla sonuçlandırmayı, öfkelendiğinde bir sigara sarmasını, ayrıldığında soluğu bir meyhanede alması gerektiğini, aileyi yok sayıp dışlamayı, daha sayamadığımız birçok şey… Dizilerle şekillenirken toplumda da benimseniyor, yer ediniyor.
Televizyonla değişen, dizilerle yeniden şekillenen bir kültür oluşuyor. Şüphesiz bu kültürün içinde İSLAM yok İnanç noksanlığı çok! Adına popüler kültür denilsin ya da kültür emperyalizmi denilsin pop kültürü olarak yer bulsun fark etmiyor. Sonuç olarak saati geldiğinde çekirdeklerimizi çaylarımızı hazırlayıp ekran başına geçerek izleye izleye yükselttiğimiz reytingleri ya da internet üzerinde harcadığımız saatlerimizi, sosyal ağlara gömülüp kaybettiğimiz vakitlerimizin “sancısını” ağır ağır çekeceğimizden şüphe yok.
Diziler zehirlerken, zehri kusmamızın tek çözümü yine “İSLAM”LA panzehir üretmek!
Başka bir kurtuluş şansımız yok.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top