Modern Çağda İslami Bakış

Tarih gerek milattan önce ve gerekse milattan sonra bile özelde ”filistîn” genelde ortadoğuda  savaşın dinmediğini yazar, zaman zaman fasılalar olmuşsada bu savaşlar durmamış günümüze kadar gelmiş ve ALLAH’u alem kıyamete kadar da gidecektir. Mukaddesat olarak addedilmiş topraklar üzerinde oynanan kirli oyunların müslüman zihniyetleri alt üst etmesi için uğraşılan çabalar gün geçtikçe hızlanmaktadır.

Ortadoğudaki bu acı gerçek müslüman üzerinde nasıl tesir etmektedir?
DOnD4g

Batı toplumu müslümandaki inancın büyüklüğü karşısında fiziksel bir savaşın tesirsiz kalacağını ön görmüş, bunun içinde ”zihniyet” savaşı açmıştır. Müslümanın değer algısını yıpratma, itibarsızlaştırma rasyonalist bir düşünce çabasına sokup maneviyatını yok etme, daha çok duygusuzlaştırma ve hatta çocuk sevgisinden bile uzaklaştırmak gibi temele yayılan bir çok hedef üstlenmiş bunun gereğinide yapmaya koyulmuştur.  Çekirdek aile yapısında oluşacak bir tahrifat geniş ailede bölünmeye sebep olacak böylelikle bir kuşak hem kendi neslini tanımaz olacak hemde kendi kutsiyetinden de uzaklaşacaktır. Bu bağlamda Bugünün dünyasında her türlü imkanın çok olması ama duygularımızın olmaması, bencilliğimizin tavan yapması ama bir kardeşimize ”şefkat” elinin uzanamaması ya da ”çıkar” ilişkilerine dayanan birlikteliklerin serancamı malesef ölümcül sancılar doğurdu.
Hanesini otel gibi kullanan birey, interneti ikinci bir dünyası gibi gören ebeveyn, çocuğun dünyası olan televizyon ya da vazgeçemediği sanal alem bizi gerçek alemden uzaklaştırır oldu. Kıtalar arası uzaklıktakı insanlarla saatlerce konuşan ama yanıbaşındaki insanın yüzüne bile bakmaya tenezzül etmeyen bireylere dönüverdik.
Kendi kültüründe evlenme çağına gelmiş genç, babasına utancından konuyu aç(a)mazken, kız çocuğuna ”talip” çıktığında ”kız” utancından ailesinin karşısında bile oturamazken,  şimdilerde televizyonların evlilik programlarında, ”evlenmek” gibi kutsiyeti olan bir kurumun oluşması için iki tarafta bakkala sipariş verir gibi evlenir oldu.
Giyiminde ”iffet”i temsil eden bayan, günümüzde modanın afet‘i oldu.  Sakalın, hayasını! koruduğu müslüman, modern akımın şeklinde bozuldu!…
İsmini anımsayamadığım bir yazar: ”Bir toplumun kültürünü değiştirmek istiyorsanız o toplumun ”sözlüğünü” değiştirin.” Bizim sözlüğümüzü değiştirdiler, zihnimize kodlanan kutsiyetimizi yok ettiler. Algımızda olan sözcüklerin anlamını büsbütün bitirdiler.
Adına sofuluk dendi, sözlük anlamı: ” Dinin buyruk ve yasalarına bütünüyle uyan kimse”ydi. (( Türk dil kurumu )) Günümüzde halkın algıladığı mana ise ”bağnaz” ”at gözlü” oldu. Adına ”çağdaş” dendi: ”Aynı çağda yaşayan insanlardı” ((Türk dil kurumu)) aslında tanım olarak. Ama modernistin algısında kendini modernizme uyduran batılı anlayışın çıplak aynasında görüp ona göre şekilllendirmek olarak algılandı. İlmi araştırmaları yaparken kendi kültürel değerlerinede sahip çıkan müslümanlara çağdışı denmesinin sebebiydi aslında ”Çağd’a’şlık!”
Modernizmin peşine takılan bireylerin ”ahlak” algısında tüm bunlar ”meşru” görülmeye çalışılırken, kendi sonunun helakınıda görmez olur. Ve göremediği içinde ortadoğunun acı yüzüne bakıp sakat teşhisinide müslümanlık kimyasında görür. Öyle ki geri kalmışlığın sancısını yaşayan ortadoğu, kendini modernizmin zihniyetiyle güncelleyemediği için bu vehametle yüzleşmiştir diyebilmektedir.
Bilim gelişirken, tıp gelişirken, teknolojinin gelişen hızına ayak uydurmak gittikçe güçleşirken, herşey çok hızlı akıp giderken hayata tutunmak oldukça zorlaşıyorken, modernizmin felaketinde kapitalizmin esir aldığı zihinler; duygumuzuda, hissiyatımızıda, merhametimizide katlederken tüm bunları bertaraf edebilmek için ne yapabiliriz?
”Müslüman; dinine zarar vermeyen, değerlerini aşağılamayan, yaşantısına kolaylık sağlayacak olan şeyleri alır, aksi olan herşeyden de uzaklaşır.” Bu ölçütte Bilim’in, ilim’in, tıp’ın nimetlerinden yararlanır. Teknolojiyi kendi inanç değerlerine çelişmeyecek ölçütte en güzel biçimde kullanır ve kültürüne katkıda, inancına saygıda kusur etmeyecek bir hayatın içinde olmaya gayretli olur.
Aksi bir hayatın, israf içinde bir yaşamın içinde olamayız. Ve belkide böyle aksi bir yaşamın içinde olduğumuzdandır, nerede bir müslüman varsa orası hep kanayan…

  • Dizilerin kusursuz yüzüne aldanıp kamera arkasını sezemeyen, sadece uyutulan müslümanlar olamayız.
  • Şehadet’in müslümanlığa giriş kapısı olduğu ama neye şahitlik yaptığını bilmeyen taklidi bir toplumun ”nefer”leri olamayız.
  • Kendi kültüründen uzaklaşan ama batının modernist akımında tohumlaşan bencil bireyler olamayız.
  • Peygamberin sünnetini yüreklerinde çimlendir(e)medikten sonra ”manevi kışa” yakalanmak mü’minin felaketidir. Bu felakete göz yumamayız!
  • Dilimizle kelimeleri harf harf dokuyup, gönlümüzün zeminine yay(a)mıyorsak, ruhumuzun iflasıdır.
    Bu iflasa müsade edemeyiz.
  • Cuma mesajlarını kutlamakla cuma namanızını kılmış gibi bir hisse bürünemeyiz.
  • Kandil gecelerinin süslü yazılarında sabahlayan bir topluma dönüşemeyiz.
  • Evinin duvarlarını en güzel motiflerle süsleyen ama içini namaz kılınmayan bir harabeye dönüştüren bireyler olmamalıyız!
  • Sözde müslümanlığı ”özde” sindiremiyor, sadece dışı süsleyip içimizi yavan bırakıyorsak bu bir neslin manevi helakıdır. Buna razı olamayız.
  • ”Bütün kötülüklerin başı dünya sevgisiyken” (( Beyheki, İbni Ebiddünya )) biz ALLAH’ın sevgisine mazhar olmak için gayretli, şerrin karşısında kuvvetli, nefse karşı ise dirayetli olmak zorundayız.

Sözün özü: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız bir tohum ekin, 10 yıl sonrasını düşünüyorsanız bir fidan dikin, 100 yıl sonrasını düşünüyorsanız bir insan yetiştirin.”

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top