Sosyal Çöküş Siteleri

Bundan yaklaşık 20/25 sene evvel geriye gidelim, henüz daha teknolojinin özelde cep telefonlarının yaygınlaşmadığı tek tük insanlarda bulunduğu, evlerimizde bilgisayarların olmadığı olsa bile internetin bağlı olmadığı zamanlardı. İnsanlar evlerinden çıktıkları zaman “tevekkül”le çıkar günlük rutin işlerine odaklanırlardı.
Çoğunluk kimselerde cep telefonları bulunmadığından ötürü sohbetler koyu, insanların birbirlerine olan samimiyeti ise daha da fazlaydı.
O zamanlar tv’lere olan ilgi elbette büyüktü ancak bir misafirin eve gelmesiyle nihayetinde tv kapatılır ev ortamında ailecek sohbetlere herkes katılırdı. Daha sıcak ve ilginin daha fazla olduğu ortamlar vardı. Tabi cep telefonlarının toplum içinde yaygınlaşması bazı güzellikleride beraberinde getirmiş olsa bile birçok şeyi de bizden alıp götürdü.
İletişim arttıkça gelecek kaygımızda arttı.
Duygularımız hassaslaştı, duyarlılılığımız azaldı.
Akşam yorgun argın bir şekilde eve gelen aile bireyleri, çoluk çocuk toplanıp günün yorgunluğunu alacak bir muhabbet içine girmeleri beklenirken, tam aksine her birinin ellerinde ki cep telefonlarıyla kendi köşelerine çekilip bağlı oldukları sanal dünyada şarjları bitene dek vakit öldürür oldu.
Aile bireylerinin birbirlerine olan bağları koptu ancak bu bağlar koparken ötelerde binlerce km ötede ki insanlarla türlü bağlar içine girer oldular. Bunun yanı sıra kısa kısa videolar, ardı arkası kesilmeyen oyunlar, tiktok ve benzeri platformlarda zaman harcaya harcaya bir ömür heba edilir oldu oluyor.
Duygularımızın çok fazla hassaslaşması bir takım endişeleride beraberinde doğurdu; anlık bildirimler, durumlar, takipleşmeler arttıkça tevekkülümüz aksi yönde azaldı. Panik atak toplum içinde arttı. Her an bir şey olacakmış endişesi, kötü bir haber aldı alacak hissi, bir yakınının ölüm haberi,  hemen şimdi telefon çaldı çalacak beklentisi… Hayatımızı kolaylaştıracağını umduğumuz nice şeyler, hayatımızdan çalar oldu.
Biri bizi beğensin uğruna çekilen fotoğraflar, farkındalık oluşturmak adına aradığımız farklı türden manzaralar, olması gerektiğinden farklı bir gereksizlik içine girmeler… “Ben” egosundan kaynaklı sözüm ona  “Bugün şurayı gezdik” “Yarın şurada olacağız” “şu şahsın düğününe katıldık” “bu kardeşimiz bizi ziyarete gelmişler” türden yaptığımız durumlar, türlü bildirimler, tatmin olamadığımız hazlar, bitmeyen beğenilme arzularıyla geçen ömürler…
Hemen hemen her şeyimizi sosyal medyada paylaşıyoruz, özel hayatın bir özelliğinin kalmadığı bir ortamda, adına her ne kadarda sosyal paylaşım siteleri deseler de tam aksine sosyal çöküş siteleri olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.
Bu akıllı telefonlar, çocuğundan yaşlısına kadar her kesimi etkileyen, etkileşim uğruna her türden videoları kendi içinde barındıran uygulamalar, ahlak dışı yayınlar toplumda her kesimi kendi etkisi altına almakta, zararı yararından fazla olmaktadır.
Sosyal medyayı daha etkili ve zararsız kullanabilmek adına yapılan yayınlar, eğitimler yetersiz kalmakta, bunlar adına ciddi önlemler türlü yaptırımlar maalesef yapılmamaktadır. Özellikle yeni yetişen çocuklara büyükler yetişememekte, bu baş döndüren haz ve hız sefaletine karşı aile büyüklerininde tedbirli ve bilinçli olması gerekmektedir.  Bu konuda hz. Ali (r.a) “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların bulunduğu zamana göre yetiştirin buyurduğu gibi; zamanın kötülüklerine, fenalıklarına, azgınlıklarına, karşı uyanık olmak ve önceliklerimiz arasına önce kendimizi koyarak yetişmek ve onlarıda yetiştirmek mecburiyetindeyiz.

Dikkat edelim cebimize sığdırdığımız telefonlarla kendimizi aştığımız bu hayat tarzından vazgeçip, farz olan yükümlülüklerimizin farkında olup, başka yönlere evirilmeden, istikamet üzere bir hayatı kendimize düstur edinmemiz gerekir. Zira şöyle dönüp geriye bakacağımız zaman arkamızda bıraktığımız tek manzaramız, harcanmış ömrümüzden başka bir şey değildir.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top