An(la)mak için anmak!.. Kutlu doğum etkinlikleri

Gün geçtikçe ”tutumlar’‘ daha da farklılaşıyor, değerlerimizin nabzı gün gün düşüyor…  Mü’mince” bir ”şuur” yerini daha rahat bir hale bırakıyor… 1989 dan bu yana kutlu doğumlar TÜRKİYE’nin dört bir yanında coşkuyla kutlanıyor… Buraya dikkat! ”coşkuyla” Peki, olması gerekende coşkuyla kutlanması değil mi?            Eğer ki; bizim algıladığımız ”coşku,” gerçek anlamda peygamberin izinden gidilen ummet bilincinin yinelenen dirişlişiyse,
Uyuklayan müslümanın kutlu doğumla tekrardan uyanmasıysa,
Belki bir yerlerde peygamberin ismini bile bilmeyen birilerine,  bir tebliğ davetiyse,
Evet o coşku bir yakınmanın coşkusuysa, bir hüzünlenmenin nişanesiyse, bir umudun, gür sedanın habercisiyse,
Dünyanın dört bir yanında kanı akan/akıtılan müslümanlara karşı, ümmetçe bir yaklaşımla uzatılan yardım eliyse,
Evet algıladığımız o coşku; suriyedeki zulümlere dur demekse, bangladeşteki, mısırdaki idamlara karşı durmaksa,
Orta Afrika cumhuriyetinde yapılan işkenceli ölümlere, içten kur’an-i tabirle  ”Tebbed yeda ey zalimler topluluğu” demekse,
O’nun doğumunu kutlamak gerçek anlamda O’nu (s.a.v)’i anlamaksa,
Her türlü günaha en kolay şekliyle rahatça ulaşacağımız şu çağda, kendi içimize dönük nefsi muhasebemizi yapıp kendimizi hesaba çekmekse,
Tıpkı mevlana gibi ”Gel ne olursan ol gel” anlamında gerçekten hakiki bir ”tevbeyle” özümüze dönmekse,
Evet  en ”coşkulu” haliyle kutlanmalıdır peygamberin doğumu.
Çünkü o doğduğunda zulüm sarayları bir bir yıkılmıştı, onun doğumu putları kırmıştı.
Kur’a-ni müjdeyle ”Alemlere rahmetti.” Zulümlere bir sondu, hakir görülenlere, ikinci sınıf muamelesi yapılan kölelere bir kurtuluştu, o aslında insanlığın kurtuluşuydu…
Kız çocukların diri diri gömülmesine bir nihayet, kadının toplum içindeki konumuna bir çözümdü.
Adaletin temsilcisiydi, yerine göre bir şefkat peygamberi ama zalimlere karşıda ”mahiv” (yok edici) idi.
Fakat günümüzde artık algılayış biçimi git gide değişiyor,  istirahate vakti olmayan, harpten harbe koşan bir peygamberin kutlu doğumu, günümüzde  konser havasında kutlanır oldu.
Peygamberin ismi zikredilince hüngür hüngür ağlayan bir toplum vardı, şimdi kalabalık meydanlarda ismi zikredilince coşan bir toplum oluştu.
Kadının konumunu toplum içinde belirleyen, islamla değer kazanan, olması gereken saygıyı peygamberin doğumuyla kazanan bayanlar; şimdi ellerinde bayraklar, ağızlarında sloganik cümleler, yüzlerce erkek içinde peygamber coşkusunu kutlar oldu…
Örtünmenin dindeki şeklini kur’an ölçütlü belirleyen yine peygamberdi. Şimdi  gelinler gibi süslenip, kokular sürünüp, daracık pantolonlar giyinip, paylaço gibi boyanıp kutlu bir etkinliğin organizesine katılan çağdaş modern kadınlar türedi. Vallahi hayasından ötürü kendi hemcinslerinden bile utanan bir peygamber, böylesine kutlu doğumları görse bundan oldukça esef duyardı.
Günümüz dünyasında peygambere saldırılar hız kazandı,
O’nun sünnetine türlü türlü iftiralar atılmaya başlandı,
Kİmileri kendi kafasına uyan hadislere amenna dedi, kimileri işine gelmeyen hadislere metruk dedi şaz dedi.
Kimileri hadisleride yok saydı… Kur’an hedef alındı, çoğunluk kendi kafasından kur’an-ı kerimden hüküm verir oldu.
O’nun sünnetine tabii olanlara ”gelenekselcilik” adında kavram iliştirildi. Modern müslümanlık doğdu, ”bağnazlık” peygamberin yolundan gidenlere atfedildi.

İşte yine bir etkinlik yine bir sevda coşkusu, pankartlarda billboardlarda yine peygamber doğumuna teşvik yazıları…
Bir yandan O’nun sünnetinde tahrifatlar oluşturmaya çalışan yapılar, öte yandan kutlu doğumunu halaylar eşliğinde karşılayanlar…
Şimdi bir soru yöneltilse ”İŞimize geldiği kadar mı müslümanız? diye” herkes her yönden savunmaya geçer ama ”sözle!…” fakat rölü belirleyen icraattir. Meydanlar yine kutlu doğumu ”kutlamakla” doluyor ama O’nu anlamak adına sünnetine sarılanlar ”sabah” namazını cemaatle kılanlarla belli oluyor…
Hasılı kelam peygamberin doğumu evet kutlanmlıdır ama sözle değil icraatle…
Boş kalabalıklar oluşturup konservari havalarla değil, O’nun sünnetini doğru anlamak adına okumakla.
Evet peygamberin doğumu adına, her türlü reklam panoları, billboardlar, pankartlar en güzel rubailer, O’nu anlatan naatlarla yazılmalıdır ama yazılar sözler öze hükmedecek boyutta olmalıdır.
Peygamberi sadece ”halim” yönüyle değil, her yönden değerlendirmeli, yeri geldiğinde zülme karşı bir olma mücadelesini anlatmalı, çoğunlukla öze dönük münafıklığın bertaraf edilmesi adına çabalarda olmalı.
İnsanlığın helakına nihayet olan bir peygamberin ümmeti olarak günümüzde peygamberi anmak, ancak O’nun ümmetinin kurtuluşu için büyükçe bir çabanın içine girmek olmalıdır. Tebliğin her müslüman için bir vazife olduğunu bilip o yönde çalışmak bu çabanın bir nişanesi olur inşallah…
O’nu anlamak için anmak, dünyada küfür ocaklarının sönmesine ve ümmet bilincinin şuurunun yeniden ateşlenmesine sebep olması duasıyla.

Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top