“Sizden birinizin kafasına demirden bir iğne sokulması, onun için kendisine helal olmayan bir kadına dokunmasından daha hayırlıdır.”
Okuyucu Yorumu ”Günümüz modernitesinden uzaklaşma k yobaz hareketlerde bulunmak sosyal ilişkileri zedeler.. Batı aya çıktı biz hala yerimiz de sayikliyoruz resmen..islamiyet bu kadar zorlastirilmamali vedat bey ilahiyat ci misiniz bilmiyorum ama bu video beni bu sayfaya yönlendirdi yazamadan geçmek istemedim”
Tema değişikliğinden ötürü yorumun kaybolmaması için, önceden yapılan yorumlar konu içine alınmıştır.
Ara sıra uğra.
Burada yeni şeyler yazılıyor.
📌 Bunu okuyanlar şunları da okudu
Marksist, kapitalist, leninist, meteryalist akımın ana parçasını teşekkül eden ”Modernite”yi BATI, İSLAM’ın gelişimini baltalama, parçalama, ayrıştırma gibi bir takım ”temel” hedefler üzerine inşa etmiştir.
Hümanist duyguları kozmolojik çapta tüm dünyaya kapital olarak yaymaya çalışan batı, bu emellerini adım adım gerçekleştirmekteyken, özüne tabirinizle ‘yozlaşı’yı mesken edinmiş ama sözünde müslümanlığı vurgulayan bir yapıyı oluşturmuştur. Konjonktürel oluşum 17. Yüzyılda başlasada, 19. Yüzyılda bu büyük çapta gelişim sağlamış, postmodern tür halini almıştır, o tarihten günümüze değin asıl ‘yozlaşı’ diye sarf ettiğiniz kelime burda anlam kazanıyor… Müslümanların hali hayatı modernite hastalığında sekteye uğramış, algı dünyası, gelenekselcilikle tahrif edilmeye çalışılmıştır. Adem (a.s) ile var olan, hz. Muhammed (s.a.v) ile kemale eren İSLAM o tarihten 11. Yüzyılın sonlarına kadar büyük çaptaki gelişimini, buluşlarını, bilginlerini batı durdurmak adına bir çok planla setler çekmeye çalışsada, hiçbiri ”modern” akım kadar başarılı olamadı ve bütün bunların sonucunda müslümanlar modernlik yozlaşısıyla kendi medeniyetlerini fersah fersah kaybetmeye başladılar. Postmodern halin zirvesini oluşturan günümüz çağında, müslümanın anlayış ve sezgisi, malesef böyle düşüncerin serzenişi olmuştur.
Başta ortadoğu olmak üzere arap ülkelerine tüketme alışkanlığını kazandıran, modern çağda lüks hayat imajını lanse ettiren batı, küçükten başlayıp büyükçe değerlerimizin kaybolmasına sebep olmuştur. Bundan ötürü umursamazca küçük dediğimiz şeyleri görmezden geldiğimiz için hep büyük felaketlerle karşı karşıya kaldık!
Müslümanın islama uygun bir hayatı yaşama arzusu modernistin algısında ”(a)sosyal” kavramı oluşturdu. Oysa hakikatte müslüman temelde çevresine uyumu ”islami ölçekte” sağlayan, ”Komşusu açken tok yatan bizden değildir(!)” Hadisinin ehemmiyetine kulak kesilen, hakeza ”Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” sözüylede komşuya olan hassasiyeti sosyal anlamda bu denli dile getiren peygamberi anlayışa sahip olandır.
Bunun gibi kur’an-i tabirle: ”Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Her cumanın hutbesinde dile getirilen (nahl 90) ayetlede müslüman, yine akrabaya komşuya yakınındakilere yardımda bulunup derdiyle dertlenmeyi kendine ilke edinendir.
Bunun gibi islamın büyüklük ve azametinin, yücelik ve adaletinin MEDENİYYET VE HÜRRİYETİNİN önemli unsurunuda islamın müslümanlar arasında birleşme, bir araya gelme birbirlerini tanıma ve tanışmayla sağlam temellerin oluşması ve bakileşmesi amaçlanmıştır. Tüm bunların yanı sıra, cuma günleri bir araya gelmek, bayramlarda bir birlerine ziyaretlerde bulunmak, namazları mescidlerde kılmak, Ramazan ayında birtane bile olsa eve misafir götürmek, sılai rahim vs. hep sosyal zeminlerde ama islamla bağdışık ama yozlaşıdan uzak, fakat; ALLAh rızasına mazhar olmak murad edilmektir. Nihai olarak tüm bunlar değerlendirildiğinde sosyalliğe halel(i) değil, aksine kenetlenmeyi kazandırır.
Yoksa ”sosyal olmak,” kızlı erkekli raksvari, konservari ortamları teneffüs etmek değil, aksine batının emellerine ortak olmaktır.
Müslümanın algısında sosyal olmak bir sinema salonuna iki sevgili edasıyla gidip müslümanı katleden bir filmi izlemek değildir.
Keza sosyal olmak temeli atılan her binanın, yüksekçe katların, büyükçe gökdelenlerin altına gömülen komşuluk değerlerini öldürmek değidlir.
Kezalik; Sosyal olmak avm cafelerinin ”modern” koltuklarında, şuh kahkahalar atıp, ironik, parodik sohbetleri oluşturmak değildir.
Evet sosyal olmak, uzaya çıkıp uzayı araştırmak anlamınada gelmez, müslümanın uzaya çıkması içinde bunlarda gerekmez… Gayba iman eden ALLAH’a kul olmayı tevehhüsle hakkaniyetle teslim olan, kim olursa olsun, teknolojinin en kıt çağlarında bile ”İbrahim hakkı hazretleri” gibi, büyükçe aletlere ihtiyaç duymadan astronomik hesapları çok iyi yapacak düzeye ulaşır.
Zahiri ve batini ilimlerin endülüs emeviler çağında birleşmesi, fikri ve fenni atılımların zirve döneminde batılıların reform hareketleriyle atak yapması, evveli dönemin arap diline hakim olup sonrası ilimlerinide sahiplenmesi, ardından islam alimlerinin buluş ve keşiflerine merak salan, salya sümüklerin sonraki dönemlerde bu ilimlerde tahrifatlar oluşturması, islam üzerinde envai planların uzun soluklu işlenip başarılı sonuçlar alınması; hüzün cümleleriyle!.. Şuanki vehameti günümüz dünyasında bağnazlık ve modernlik algısını oluşturmaya yetmiştir… Bir hastlık gibi rehavetin islam coğrafyasına çökmesi, gelişimin yollarını kitlemiş, batınında tersi yönde gelişimini reformsal değişimlerini kolaylaştırmıştır.
Son olarak ”müslüman” illa uzaya aya çıkmaya merak salıyorsa, teknolojinin zirvesel merkezi olmak istiyorsa, küçük gözüken ama büyükçe sonuçlara sebebiyet veren haramsal yollardan uzak durmalıdır. Kesinlikle! günümüz algısının Postmodernitesinden uzak durmalı, medinede başlayan MEDENİYETLEŞME sürecinin tekraren oluşması, olgunlaşması ve moderniyeti kendi üzerinden silkelemesi için bir an önce harekete koyulmalıdır.
İslam merkezli bir hayat, iman ve vicdan adaletinde bir yaşam oluşursa, uzaylar üstünde bir sezgiyi zulkemal kalplere ilham eder.
Bu yolun yolcusu olmak duasıyla.